25 Temmuz 2017 Salı

Katiller Çetesi:Sarai/İzabel


Katiller Çetesi'nin birinci kitabı Sarai.İkinci kitabı ise İzabel.

İki kitapla ilgili çok zıt düşüncelerdeyim.Ama düşüncelerime geçmeden önce sizi kitap hakkında bilgilendireyim.

Kitabın Konusu:Sarai adlı kızımız on dört yaşındayken annesi onu Meksikalı bir mafya babasına satmıştır.Dokuz yıl boyunca mafya babasının yanında yaşayan ve eziyet gören Sarai sürekli dışarıdan gelen Amerikalı birinin yolunu gözlemektedir.Çünkü tek çıkış yolu budur Sarai'nin.Bu kişi acımasız bir seri katil olsa bile...


Yorumlarıma geçecek olursak;

Ne desem..?Fazla özenti bulmuştum açıkçası.Zamanında okuyup sevdiğim melekli vampirli kitapların katil versiyonuna dönüşmüş haliydi.

Betimlemeler eksikti.Kitabın bazı anlarını kafamda canlandırmakta zorlanmıştım.

Kısaca bu tip serileri hatmetmiş kişilere göre fazla acemiceydi.Gene de kötü diyemem.Akıcıydı.

Lakin bu kitabı okumamla serinin devam kitabını aldığıma pişman olmuştum.Yani sırf okumuş olmak için başlamıştım ikinci kitaba.



Kitabı bir günde bitirebilirdim aslında lakin ''Bu böyle devam edecek belli.'' diyerek attım kenara.O ara kitabın ortasındaydım.Araya çerezlik bir tane Zweig kitabı sıkıştırdım.

Sonraki gün inat ettim.Çünkü kendi kendime söz vermiştim. ''Bundan sonra bir kitabı kolay kolay yarım bırakmak yok.''

Ve başladım...

Kafamda bu seriyi nasıl kötülesem diye planlar yaparken bir anda dumura uğradım.O kırılma noktası nasıl bir şeydi öyle?!

Bitirdiğimde ise kitaba aşık olmuştum.

Kitabı tam yerinde bırakmışım aslında.Üç beş sayfa sonra başlıyormuş asıl olaylar.

Bir solukta bitirdim kitabı.Ne sıkıldım ne bir sayfa durakladım.

Aynı zamanda seriye duyduğum ön yargımı da yıkmış oldum.İkinci kitaptan sonra anlıyoruz ki ilk kitap bir nevi okuyucuyu seriye hazırlama kitabı olarak hazırlanmış.

Benim gibi ön yargıyla başlayanın bile ön yargılarını yıkan bu seriyi mutlaka alın derim.Alacaksanız da dört kitabı birden alın çünkü meraktan çatlayabilirsiniz.Ben ilk ikisini aldığıma baya pişman oldum.Sinirden yerlerde tepiniyorum şu aralar.

Seri yedi kitaptan oluşacakmış bildiğim kadarıyla.Şu ana kadar yayımlanan kitaplar;

  • Sarai -1
  • İzabel -2
  • Kuğu ve Çakal -3
  • Kötülük Tohumları -4


Kötülük Tohumları yakın zamanda çıktı.Yani beşinci kitabın yolu baya uzak diyebiliriz.

Şunu söylemezsem içimde kalır.İlk kitapta çok fazla yazım hatasına rastladım ve bu beni aşırı şekilde rahatsız etti.Dış işçiliğine önem veren yayınevi neden aynı özeni bu konuda göstermemiş,anlayamadım.İkinci kitapta bu hatalar minimaldi ama olmasa daha iyiydi tabi.

Biraz sövdüm biraz gömdüm ama çok sevdim bu seriyi.Mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim!

19 Haziran 2017 Pazartesi

Mimlendim!Elimin Gitmediği Kitaplar?


Sevgili deeptone beni mimlemiş.Mimin konusu elimin gitmediği kitaplar.

Aslında elimin gitmediği çok kitap var ama en az sayıya indirmeye çalışacağım :)


1)The 100 Serisi


Bu seri okumak istediğim serilerden biriydi.Ama sonra birinin ''Abartıldığı kadar yok,kesinlikle almayın.'' yorumunu okudum ve bir anda soğudum.

Kitapçıya her gittiğimde olduğu yerden geçip mutlaka bakıyorum ama almaya elim gitmiyor.

Dizisi de var,biliyorsunuzdur.Diziyi izlemektense kitabını okumayı tercih ediyorum.

Kolay kolay milletin yorumuna kulak asmam kitap konusunda.Çünkü çoğu kişinin sevmeyip benim sevdiğim çok kitap oldu.Nedense bu yorum üzerimde mutlak bir etki bıraktı.


2)Eylül


Kitaplığımda 5-6 yıldır olan bir kitap kendisi.Kaç defa başlayıp yarım bıraktığımı hatırlamıyorum.

Normalde Türk Edebiyatı eserlerinin okunması taraftarıyım.Bu da önemli eserlerden birisi.

Nabizade Nazım'ın Zehra'sını bile okudum ama bunu hala okuyamadım.

Neden ''bile'' diyorum çünkü gerçekten kötü bir kitap.Dönemin şartlarına göre iyi olabilir ama ben beğenmemiştim.


3)Güneyli Vampir Serisi


Bir arkadaşım bana vermişti ''Al oku.'' diyerek.

Zamanında Vampire Diaries'i hatmetmiş biri olarak (5.sezonda bıraktım çünkü bizim entrikalı Türk dizilerinden bir farkı kalmamıştı) nedense vampir kitaplarına karşı büyük bir ön yargım var.Ama melek kitaplarını fazlasıyla seviyorum.

Gene de okuyayım diye düşündüm.150-200 sayfa ilerledim ama yok,her sayfa işkence gibi gelmeye başladı.Sonra tahmin edeceğiniz üzere bıraktım.

Geçen öğrendim 13.kitabı çıkmış.Kardeş nasıl dayanıp okudunuz o kadar kitabı?


4)Ada Serisi


Çok istediğim fakat birinin yorumuna karşı antipati beslemeye başladığım diğer bir seri.

İsmini çok duydum,seveni de çoktu.Kafaya koymuştum alacaktım.

Sonra yorumlarda birinin (gene) abartıldığı kadar iyi olmadığını yazdığını gördüm.

Ama yok,sırf o yorum için alıp okuyacağım.Bu yorumlardan soğuyup almadığım kitapların haddi hesabı yok.


Sizlerin de bu kitaplar konusunda fikrinizi merak ediyorum.Benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.


Mimlediğim bloggerlar aşağıdadır;

*Koremanya

*KaltakOkur

*Mavera

*Diary of Melly

*theiipek

*Mayıs Yağmuru

*Fighting!!!

*renklitirtil

*Kerem Esena

*Kelebek Etkisi

*Bayan Safir Mavi

*Bir Pembe Sever

Not:Kapak tamamen resim amaçlıdır.

12 Haziran 2017 Pazartesi

My Annoying Brother


Uzun zamandır aklımda olan bir filmdi ve bugün nihayet izledim.


Oyuncular

Jo Jung Suk



Park Shin Hye



D.O



Filmin Konusu:Jo Jung Suk dolandırıcılıktan hapise girmiş biridir.Kardeşi D.O ise judo alanında milli bir sporcudur.Maç esnasında D.O aldığı darbe nedeniyle görme yetisini kaybeder.Jo Jung Suk kardeşini bahane ederek şartlı tahliye ile bir yıl hapisten çıkar ve kardeşinin yanına taşınır.İkisi bir arada yaşamak zorundadır.Birbirlerinden nefret etseler bile...


Film hakkındaki yorumlarım;

  • Şimdi ''Eh işte...'' desem filme haksızlık olacak, ''Ya mükemmeldi be!'' desem abartıya kaçacak.
my annoying brother gif ile ilgili görsel sonucu
  • Jo Jung Suk'a ayrı bir parantez açmalı.Hatta ayrı bir post açmalı.Sırf filmdeki oyunculuğu için.İzleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız.
  • Aslında konu güzel,gidişatı da fena değil.Ama ne bileyim...bir şeyler eksikti sanki.Hani bir yemeğe atman gereken dört baharattan üçünü atmışsın,birini unutmuşsun gibi.
  • İlişkilerinin arka plandaki sırrı tam oturtulamadı.Daha güzel bir açıklama yapılabilirdi.
  • D.O'nun görme engelli rolü şahaneydi.Bu çocuğu çok seviyorum ya!
  • Filmde D.O Türk bir sporcuyla karşı karşıya geliyor.İçimden ''Asın bayrakları!'' diye geçmedi değil.
  • Karakterler biraz daha çeşitlendirilebilirdi diye düşünüyorum.Ama bu haliyle de kötü değildi.

Kısaca benim Koresever bebeklerim,film kötü değildi.Müsait bir zamanda izlenebilir.Ama beklentiyi arşa çıkarmamakta fayda var.


Filme beni aşık eden fragman işte budur;


Keyifli seyirler.

10 Haziran 2017 Cumartesi

Kimyager | Stephenie Meyer


Bir Stephenie Meyer romanı.

İsmine aşinasınızdır belki.Film serisiyle büyük yankı uyandıran Alacakaranlık'ın yazarı.

Seriyi okumadım ama filmlerini izlemiştim zamanında :) Bir nesile kitap okumayı sevdiren iki yazardan biri (diğeri Becca Fitzpatrick,tahmin edeceğiniz üzere).

Kitap bir gerilim aksiyon romanı.Birazcık da aşk ile çeşnilendirilmiş.

Baş karakterimiz bir kadın Kimyager.Birtakım nedenlerden dolayı devletin gizli güçlerinden sürekli kaçmaktadır.Bir gün mail kutusunu kontrol ettiğinde kendisine bir görev verilmiş olduğunu görür.Acaba görev kim tarafından verilmiştir ve Kimyager'imiz bu görevi üstlenecek midir?

Konuyu buraya kadar bilseniz kafi.Heyecanının saklı kalması açısından.

Bir acemi romanı okumuyoruz.Yazarın hiçbir kitabını okumadım.Alacakaranlık belki acemilik dönemine denk gelmiştir,tekniklerinde birtakım kusurlar vardır ama bu romanda kusurun k'sine rastlamadım.

Kusur var diyen varsa gitsin pencereden atlasın.Kadın emekli özel ajandan yardım almış be!

Sevmeyenlerin çoğu da Alacakaranlık gibi fantezi kurgu bekleyenler.

Yazar bir tarafa ağırlık verirken diğer taraftan kısmak zorunda kalmış haliyle.Ama göze batan bir durum söz konusu değil.

Kurguda da bir noksan göremedim.Eleştirdiğim birkaç kısım kişisel düşüncelerimden oluşuyor o yüzden,yooo.Bu kitabı kesinlikle almalısınız.

Evet,diğer bütün yorumlara kulağınızı tıkayın ve kitabı mutlaka okuyun!

Kitaba puanım: 4\5

Ruler:Master of the Mask Konusu


Yeni dönem bir MBC dizisiyle karşınızdayım.

Dizinin başrol kadrosu;


Remember,I Miss You ve Operation Proposal dizilerinde yer alan Yoo Seung Hoo,



Gene I Miss You,Who Are You:School 2015 ve Page Turner dizilerinde oynayan Kim So Hyun,



My Lovely Girl ve The Time We Were Not in Love dizilerinde yan rolleri üstlenen İnfinite'den L,



 Queen of The Ring'deki güzel kızımız Yoon So Hee.


Dizinin Konusu:Babası Pyunsoo adlı örgütün sayesinde tahta geçen Veliaht Prens'in (Yoo Seung Hoo) yüzü herkesten saklanmaktadır.Komutanlardan birini idam ettiren Veliaht Prens'ten,idam edilen komutanın kızı Kim So Hyun intikam almaya çalışacaktır.

Dizi 40 bölüm ve her bölüm otuz dakika.MBC dizi sektörüne yeni bir soluk getirmek istediği için midir bilinmez,böyle bir uygulamaya gitmiş.

Kadro güzel ama fazla genç.En azından Kim So Hyun Yoo Seung Hoo yanında fazla genç kalmış.Bu da bana Moonlight Drawn By Clouds fiyaskosunu hatırlatıyor.

Konu pek aham şaham değil ama en azından erkek kılığına girmiş bir kız ve ona aşık olan bir Prens yok (yani umarım olmaz).

Yoon So He'nin oyunculuğunu fazla kasıntı buluyorum.Daha yoğurulması lazım.

Kim So Hyun'un adam akıllı oynayacağı ilk başrol dizisi.Dizi bir şeye benzemese bile en azından oyunculuklar bize bir tatmin duygusu yaşatır diye düşünüyorum.

Tarihi dizilerdeki günümüz tatlı ve pürüzsüz kız makyajı versiyonundan nefret ediyorum,inandırıcılıktan aşırı uzak.

Siz kadro ve konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

G-Dragon | Geri Dönüş


Of be Gd!Gene yaptın yapacağını...8 Haziran'da Untitled 2014 adlı şarkının klibiyle geri dönüşünü gerçekleştirdi büyük sunbae.

Öncelikle klipten bahsetmek istiyorum.Klip olağanüstü!

Özensiz diyenler olmuş.Bence özenden kasıt arka plana birçok detay ekleyip sadece göz zevkine hitap etmek değildir.Şarkının,şarkıcının ve duyguların uyumudur.

Kısaca bebeklerim,sizlere bu konuda katılmıyorum.


Normalde üç beş gün süren klip çekimleri,GD'nin bu klibinde bir saate kadar inmiş.

Bilmeyebilirsiniz belki ama GD'ye bayılırım ben.Gene de objektif bir bakış açısıyla yorumlayacak olursam,tek bir şey beni rahatsız etti klipte.O da Kwon Ji Yong'un kafasını sürekli geriye atıp durmasıydı.Bu hareketinin beğenildiğinin farkında olsa gerek hareketi tekrarlayıp durmuş ama fazla göze batmış.Onun dışında,dediğim gibi mükemmel bir mv.

Şarkıya gelirsek...


Slow bir şarkı olduğu için direkt Türkçe altyazılı izledim.

Sen bu şarkıları kime yazıyorsun be G-Dragon?Kim sana bakmayan bu kalpsiz kadın?Göster öpeyim ben onu.

Tamam,kalbi kırılmış ama kırılınca böyle bir sanat çıkıyor.Biz de bu sanatını seviyoruz.

Bu adam kiminle evlenecek çok merak ediyorum.Adamın kalbi kırıla kırıla sonunda "Evlenmeyeceğim ulan!" demesinden korkuyorum.

Şarkının ikinci dakikasından sonraki on saniyelik kısım en sevdiğim kısım oldu.

Anlamına diyecek söz yok zaten.Ritim de şarkıya cuk oturmuş.

Mini albümün diğer şarkılarını dinlemedim ama en kısa zamanda dinleyeceğim.

Siz şarkıyı ve klibi nasıl buldunuz?

6 Haziran 2017 Salı

Wattpad Hikayeleri #2


2 yıldır Türk halkını ele geçirmiş bir Wattpad furyası var.Wattpad ile nasıl tanıştığımı şu yazımda anlatmıştım.

Wattpad'den çıkıp kitaplaşan birçok ergen kitabı var.Ergen ve bir o kadar da özenti kitaplar bunlar.

Yakın zamanda iki tanesinin filmi çıktı.Kötü Çocuk ve 4N1K.Kötü Çocuğu ne okudum ne de filmine gittim.4N1K'yı okudum,filmine de gittim.Filmin oyuncuları hakkındaki bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.Film hakkındaki yorumlarım içinse buraya tıklayabilirsiniz.

Wattpad içinden sıyrılan belki de tek kitaptı 4N1K.Bir Nolan zekasıyla yazılmadı tabii ama en azından özgündü.Diğer hikayelerdeki "Ayy!Nolur bir mafya çıksın karşıma.Beni kaçırsın.Sonra ben bununla aşk yaşayayım!" klişelerini barındırmıyordu.


Bu büyük Wattpad dünyasının içinde hak ettiği değeri göremeyen birçok hikaye var.Bunlardan birincisi Kehanet.Bir arkadaşın tavsiyesiyle okumaya başlamıştım.Başta klişe gibi görünse de sonradan birtakım olayların çözülmesiyle birden bağlanıveriyorsunuz.Güzel bir genç-fantastik kitap.Sizin de beğeneceğinizi umuyorum.

İkincisi de en sevdiğim yazarlardan birinin (the_Elestirmen) kitabı,Kod:Adı Kızıl Ejder.Okumanızı şiddetle öneriyorum.

Wattpad'e kütüphanemdeki birkaç kitabı okumak için uğramak dışında hiç girmiyorum.Gene üç beş ergen toplaşmış,bad boy'lu mafyalı hikayeler yazmaya devam ediyor.

Aslında çok düşündüm önersem mi önermesem mi diye de,hadi yazayım içimde kalmasın.Çürük Vişne adlı bir hikaye var.Sosyal medyada tesadüfen ismini duydum."Hikaye genel klişeleri barındırıyor gibi dursa da devamı çok iyi.Mutlaka öneririm." yazmış biri.Ergen biri olsa tenezzül etmezdim lafına da sevdiğim biri olunca,"Bakalım neymiş?" diye başladım hikayeye.

Evet,klişe barındıyor ama bazı günümüz gerçeklerini de gün yüzüne çıkarmış yazarımız.Hikaye de daha 10.bölümde olduğum için "Kesinlikle okumalısınız!" gibi bir ibare kullanamıyorum ama şuan ki ilerleyiş fena değil.Gene bazı kaslı bad boy moduna bağlanmış bölümler var ama içine serpiştirilen birkaç sır,hikayenin devamlılığı için büyük bir etken oluşturuyor okurlar için.Ayrıca betimlemeler bir gence göre özenli.Zaman zaman tekrar eden kısımlar olsa da çok önemli değil,ben mazur görüyorum.Ne kadar yaptığım yorumlarda lafımı esirgemesem de :)

Tahmin ediyorum,çoğunuz bu edebi değerden yoksun hikayeler kitaplaştırıldığı için ön yargılısınız.Anlıyorum sizi.Ama bizim bu ön yargılarımız yüzünden,asıl değer görmesi gereken hikayeler,hak ettiği değeri göremiyor.O yüzden uygun bir zamanda önerdiğim hikayelere bakarsanız,sevebileceğinizi düşünüyorum.Takdir sizin :)


30 Mayıs 2017 Salı

Hello Monster Dizi Yorumu



Bir diziyi afişine göre yargılamama işini hala beceremiyorum.

Afişe bakınca sıkıcı bir polisiye gibi gözüktüğü için iki yıl erteledim ben bunu!

Neyse,çok fazla konuşmak yerine direkt bu mükemmel diziyi sizlere tanıtmak istiyorum.


Karakterler

Seo in Guk (Lee Hyun)




Jang Na Ra (Cha Ji An)




Park Bo Gum (Jung Sun Ho)



Choi Won Young (Lee Joon Ho)


Bu bıyıklı haliyle değil,merak etmeyin.


Lee Chun Hee (Kang Eun Hyuk)




Son Seung Won (Choi Eun Book)




Kim Jae Young (Min Seung Joo)




Dizinin Konusu:Seo in Guk suç profili uzmanı,Jang Na Ra ise bir dedektiftir.Seo in Guk bazı sebeplerden dolayı yurt dışından Kore'ye gelmiştir.Kendini bir şekilde Jang Na Ra'nın ekibi içinde bulur.Fakat bu iki kişiyi bir araya getirecek sebepler çok daha farklıdır.


Dizi hakkındaki yorumlarım;

  • Bir dizisini izlemekle yaptığım yorum ne kadar doğru olur bilemiyorum ama Seo in Guk mükemmel bir oyuncu.Profesör rolü hiç sırıtmadı.Egosu hiç sırıtmadı.Bir an bile bana "Şuan rol yapıyor kızım!" diye düşündürtmedi.Müşkülpesent ama bir o kadar da düşünceli ve sempatikti.
  • Hatta şu yorumu bile yapabilirim.Oyunculuğu Lee Min Ho oyunculuğundan bile üstün.Neden diyeceksiniz?Lee Min Ho ister zeki ister kibirli ister egolu ister tatlı birini oynasın.Hep bir aynılık var,hep bir 'Lee Min Ho'luk var.
  • Seo in Guk'un keşfedilmemiş bir yıldız olduğunu düşünüyorum.Hatırı sayılı dizilerde boy gösterdi ama daha iyi yapımlarda daha çok göz önüne çıkabilir.O potansiyel var.
  • Bu kadar övgüye rağmen söylememe gerek kaldı mı bilmiyorum,rolün hakkını verdi Seo in Guk.Mimiklerinde olağanüstü bir sahicilik vardı.
  • Jang Na Ra'ya gelirsek ben bu hatunu beğendim.Halbuki resimlerde çok itici görünüyordu.Belki verildiği rolden dolayı da kanım ısınmış olabilir.Ezik bir karakter gibi görünse de aslında güçlü ve akıllı.Bunu bizlere kaliteli bir şekilde aktarmayı başarıyor.
Exo hayranlarının çığlıklarını duyabiliyorum. ''O NE Mİ?!''

  • Ekip ise dolu doluydu.Yarattıkları sinerjileri ile beni kendilerinden hiç koparmadı.
  • Serpiştirilen cinayet davaları basit gibi yansıtılsa da sonradan açığa çıkan karmaşıklığıyla beni ters köşe yaptı.
  • D.O...Bu çocuk sektöre çok yanlış yerden girmiş.Direkt oyunculukla başlamalıymış.İleride daha da değerlenecek benden söylemesi.
Şunu üşenmeden yapan kimse,saygılarımı sunuyorum.
  • Hikayeden bir an bile sıkılmadım desem abartmış olmam.Amiyane bir kurgu yoktu.Temposu çok yerinde ilerledi.
  • İtiraf edeyim ki bu diziye sırf Park Bo Gum için başladım.Lakin bu sayede Seo in Guk gibi büyük bir yeteneği de keşfetmiş oldum.



Kendi türünün en başarılı örneklerinden birini oluşturan bu diziyi izlemezseniz çok şey kaybedersiniz.İzlediğinizde abarttığım kadar olduğunu göreceksiniz.Keyifli seyirler :)


Not:Bu bölümden sonrası replik ve spoiler içerir!


Dizi boyunca şu yüzükten gözümü alamadım.Benim gibi düşünenler azınlıkta değildir diye düşünüyorum :)



Lee Joon Yong karakteri çok iyiydi.Oynayan iki oyuncu daha da iyiydi.Sevgili psikopatımızın aslında iyi bir amaç için bir şeyler yapmaya çalıştığını fakat bunun için kötü yolları seçtiğini öğrendiğimde gerçekten ona acıdım.Empati bile kurmaya çalıştım.O da öyle olmayı hak etmiyordu sonuçta.Tek istediği başka çocukların da kendisi gibi acı çekmemesiydi.


Ve...


Jang Na Ra için bir dakikalık saygı duruşu...


Evet ya ben de yaparım arada öyle



Jang Na Ra ve Seo in Guk arasındaki bağlantı hoşuma gitti.Genelde geçmişten gelen alakanın sonra aşka dönüşmesi taraftarı değilim ama bu dizide öyle bir rahatsızlık hissetmedim.Karakterler başarıyla oturtulduğu için olaylar da bir o kadar gerçekçi geldi.



Bu ikisinin atışmaları heyecanla beklediğim sahnelerdi :)



Puanlama yapmayı hobi edinmiş bir adet Seo in Guk...


Tiplere gel!


Pardon?Neden bu kadar karizmasınız acaba?




Sayko rolünü kendine yedirip aynı zamanda dışarıya yansıtabilmek yetenek ister.Park Bo Gum bu dizide harika işler çıkardı!



Replikleri hazırlarken bir kez daha ağlamış olduğum gerçeği :/


:)



Abiye bağlılığın bu kadarı...





Aslında Min'in başından beri böyle olmadığını,sırf abisi için bir şeylere katlanmış ve bu hale gelmiş olduğu;buna rağmen gene abisinin iyiliği için Lee Joon Yong'u öldürmeye çalıştığını aynı zamanda kendi hayatından da vazgeçtiği gerçeğini öğrenince kalpler dayanmıyor aga :(




Her bölümün başında çıkan şu yukarıdakileri çok ama çok beğendim!

Eğer buraya kadar okumuşsanız siz de Hello Monster'ı benim kadar sevmişsiniz demektir.Ben şimdiden özledim.Ya siz?