11 Ağustos 2017 Cuma

Orange | Japon Filmi


Kento Yamazaki'ye olan hayranlığımı şu yazımda dile getirmiş ve filmi sırf onun için izlediğimi söylemiştim (söyledim mi?söyledim herhalde.söyledim söyledim).

Ve gene Kento için izleme zahmetine girmiş olduğum başka bir Japon filmi Orange ile karşınızdayım.


Oyuncular

Kento Yamazaki




Tao Tsuchiya




Ryo Ryusei




Kurumi Shimizu




Dori Sakurada




Hirona Yamazaki


Kento ile bir akrabalığı bulunmamaktadır :)


Filmin Konusu:Başrol kızımız Tao bir gün bir mektup alır.Bu mektup 10 yıl sonraki halinden kendisine gönderilmiştir.10 yıl sonraki Tao sınıfa yeni bir çocuk geleceğini (bu da bizim Kento'muz oluyor) ve bu çocuğa dikkat etmesi gerektiğini söyler.Acaba kızımız mektubu ciddiye alacak mıdır?Peki neden bu çocuğa dikkat etmesi gerektiği söylenmektedir?


Film hakkındaki yorumlarım;

  • Bütün Japon filmlerini kendi kötü kategorisinde değerlendiriyorum aklınızda bulunsun.Yani bir Japon filmine güzel diyorsam bu Japon filmleri içinde güzel demek,film dünyası içinde değil.Bir Japon filmine vereceğim en yüksek puan 10 üzerinden 5 olur canlarım.
  • Japon kurgularında bir sıkıntı yok,gerçekten güzeller.Ah bir de işleyebilseler.O zaman büyük filmlerle aynı kulvarda değerlendireceğim ama yok,inadına bazı şeyleri koymaktan vazgeçmiyorlar.Yani evet,bu kriterler doğrultusundaki yorumlarımı okuyacaksınız :)
  • Eğer Japon filmlerini ve dizilerini seviyorsanız mutlaka seveceğiniz bir film.Ama çok da aramıyorum diyenlerdenseniz...eh diyebilirim.Fena değildi.
  • Beni memnun etmeyen kısım finaliydi.Film boyunca zaman zaman şaşırdım,meraklandım,aferin güzel oynamışsınız dedim ama işte...
  • Finali beklediğim gibi değildi evet.Ama sorun beklediğim gibi olmaması değildi,olması gerektiği gibi olmamasıydı (bu cümleyi bir seferde okuyan kişiye benden büyük bir aferin).
  • Japon filmlerindeki klasik sorunlu erkek tiplemelerinden bıktım.Ve şu ana kadar sadece üç tane Japon filmi izlediğim halde.
  • Oyunculuklara gelecek olursak;gerçekten iyilerdi.Ve dram filmi olduğu için aptal aptal hareketler görmeyeceksiniz,merak etmeyin.
  • Altyapısında güzel göndermeler vardı lakin bazıları gerçekliğin fazla dışında kaldı.
  • Sevdim mi sevdim ama izlemesem de olurdu diyorum içimden.
  • Film afişine bayıldığımı belirtmeliyim.Asya dizi-film afişleri genelde özensiz olur ama bu afiş çok güzel,çok yerinde olmuş.

Kısaca Japonların film-dizi kriterlerine alışıksanız ve memnunsanız izleyince seveceğinize eminim.Genel izleyici kitlesi için konuşmak gerekirse;sırf kurgu ve mesajları için izlerim derseniz eyvallah.Sırf Kento için izlerim derseniz ona da eyvallah.Bunun dışında bir sebep arayarak izleyecekseniz önereceğim bir film olmayacak,üzgünüm :)

1 Ağustos 2017 Salı

Suzy ve Lee Jong Suk Ekranlara Birlikte Dönüyor!


İkili SBS'in yeni dizisi While You Were Sleeping için bir araya gelmişti.

Dizinin çekimleri dün itibariyle tamamlandı ve sonbaharda görücüye çıkacak.Tam tarih 27 Eylül.

Dizinin yönetmeni Doctors ve My Love From the Stars'ın yönetmenliğini üstlenen Oh Choong Hwan.

Lee Jong Suk'u en son patlama yapan dizi Two World'de izlemiştik.Suzy ise Kim Woo Bin ile Uncontrollably Fond dizisinde başrolü paylaşmıştı.

Lee Jong Suk'u bir ben sevemedim ama W dizisi gerçekten başarılıydı.Bana bile sevdirdi kendini.İzlemeyenlere mutlaka önerilir.

Suzy'nin Dream High'dan sonra başka dizisini izlemedim.O dizide sevmiştim ama son dizisinin fragmanını izlediğim zaman bende baya kötü bir etki bırakmıştı.

İkisinin kimyası tutar mı derseniz;bilemeyeceğim.Çünkü yakıştıramadım pek.Gene de belli olmaz.Aynı şeyi W için de söylemiştim zamanında :)

Dizide Suzy rüyalarında başkalarının başına gelen kötü olayları görebilen bir karakteri canlandırıyor.Lee Jong Suk'u da savcı rolünde göreceğiz.Bakalım nasıl bir ikili çıkacak ortaya?

Ana tema romantik-fantastik olarak geçiyor.Eğer Lee Jong Suk'un bu dizisi de tutarsa artık onu fantastik dizilerin prensi olarak ilan edeceğiz.

Setten bir kare;


Siz bu ikili hakkında ne düşünüyorsunuz?

27 Temmuz 2017 Perşembe

Bu Dizinin Hakkı Verilmedi:Bride of the Century


En güzel fantastik dizilerden biri olan bu dizi neden hak ettiği değeri göremedi anlayabilmiş değilim.

Kore izleyicisinden bahsetmiyorum.Belki orada tutmuştur ama burada izleyeni maalesef ki çok az.

Bence izlenmemesinin başını çeken sebeplerin ilki prestijli bir kanalda yayınlanmamış olması.Bir MBC yahut SBS dizisi değil çünkü.

Seyirciyi kadroya bakıyor... ''Eh.Tamam Hong Ki var ama...'' diye başlıyor lakin o başlat butonuna bir türlü basamıyor.

Tamam eksikleri vardı,yok değildi ama bir Secret Garden'da da eksikler vardı.Kurgudan değil,bazı inandırıcılık ve görsellikten bahsediyorum.

Evet,çok küçük detaylardı değil mi?İşte bu dizide de aynı hatalar var,fazlası yok.

Ama nedense izleyen blogger kardeşlerimizin çoğuna sevdiremedik bir türlü.Onlar sevmeyince onlardan fikir alan seyircilerde ön yargı ile yaklaştı ve kimse diziye başlamaya yanaşmadı.

En önce bütün bu ön yargıyı kafanızdan silip atın!

Zamanında Greatest Love sevenlere kulak verip o berbat diziyi izlediğim günlere lanetler yağdırıyorum.Yani herkesin ''Bu çok iyi ya!'' demesi iyi olduğu anlamına gelmiyor.Tam tersi de geçerli pek tabii.

Ben bu diziyi iki defa izlemiş,üçüncü defa başlayıp bazı aksaklıklardan dolayı devamını getirememiştim.Kore dizilerinden soğuduğum zamanlar beni o moddan çekip çıkaran birkaç dizimden biri de Bride of the Century idi.

Yorumuna değinmeyeceğim.Zaten istesem de değinemem çünkü teferruatlı yorumunu yapabilmek için hafızamın baya iyi olması gerekir,ki üzerinden azımsanmayacak derecede vakit geçti.

Konusundan kısaca bahsedeyim siz de araya sıkıştırmalık kaliteli bir dizi arıyorsanız hemen çeviri sitelerine gidip izlemeye başlayın :D

Dizinin konusu:Lee Hong Ki aile şirketlerinin varisidir.Ailede ise şöyle bir lanet vardır:Aileye gelecek olan ilk gelin ertesi gün ölmektedir.Lee Hong Ki'nin bir anda kaybolan nişanlısı yerine getirilmiş,ona tıpa tıp benzeyen köylü kızımız Jin Sung'u acaba ne gibi bir kader beklemektedir?

25 Temmuz 2017 Salı

Katiller Çetesi:Sarai/İzabel


Katiller Çetesi'nin birinci kitabı Sarai.İkinci kitabı ise İzabel.

İki kitapla ilgili çok zıt düşüncelerdeyim.Ama düşüncelerime geçmeden önce sizi kitap hakkında bilgilendireyim.

Kitabın Konusu:Sarai adlı kızımız on dört yaşındayken annesi onu Meksikalı bir mafya babasına satmıştır.Dokuz yıl boyunca mafya babasının yanında yaşayan ve eziyet gören Sarai sürekli dışarıdan gelen Amerikalı birinin yolunu gözlemektedir.Çünkü tek çıkış yolu budur Sarai'nin.Bu kişi acımasız bir seri katil olsa bile...


Yorumlarıma geçecek olursak;

Ne desem..?Fazla özenti bulmuştum açıkçası.Zamanında okuyup sevdiğim melekli vampirli kitapların katil versiyonuna dönüşmüş haliydi.

Betimlemeler eksikti.Kitabın bazı anlarını kafamda canlandırmakta zorlanmıştım.

Kısaca bu tip serileri hatmetmiş kişilere göre fazla acemiceydi.Gene de kötü diyemem.Akıcıydı.

Lakin bu kitabı okumamla serinin devam kitabını aldığıma pişman olmuştum.Yani sırf okumuş olmak için başlamıştım ikinci kitaba.



Kitabı bir günde bitirebilirdim aslında lakin ''Bu böyle devam edecek belli.'' diyerek attım kenara.O ara kitabın ortasındaydım.Araya çerezlik bir tane Zweig kitabı sıkıştırdım.

Sonraki gün inat ettim.Çünkü kendi kendime söz vermiştim. ''Bundan sonra bir kitabı kolay kolay yarım bırakmak yok.''

Ve başladım...

Kafamda bu seriyi nasıl kötülesem diye planlar yaparken bir anda dumura uğradım.O kırılma noktası nasıl bir şeydi öyle?!

Bitirdiğimde ise kitaba aşık olmuştum.

Kitabı tam yerinde bırakmışım aslında.Üç beş sayfa sonra başlıyormuş asıl olaylar.

Bir solukta bitirdim kitabı.Ne sıkıldım ne bir sayfa durakladım.

Aynı zamanda seriye duyduğum ön yargımı da yıkmış oldum.İkinci kitaptan sonra anlıyoruz ki ilk kitap bir nevi okuyucuyu seriye hazırlama kitabı olarak hazırlanmış.

Benim gibi ön yargıyla başlayanın bile ön yargılarını yıkan bu seriyi mutlaka alın derim.Alacaksanız da dört kitabı birden alın çünkü meraktan çatlayabilirsiniz.Ben ilk ikisini aldığıma baya pişman oldum.Sinirden yerlerde tepiniyorum şu aralar.

Seri yedi kitaptan oluşacakmış bildiğim kadarıyla.Şu ana kadar yayımlanan kitaplar;

  • Sarai -1
  • İzabel -2
  • Kuğu ve Çakal -3
  • Kötülük Tohumları -4


Kötülük Tohumları yakın zamanda çıktı.Yani beşinci kitabın yolu baya uzak diyebiliriz.

Şunu söylemezsem içimde kalır.İlk kitapta çok fazla yazım hatasına rastladım ve bu beni aşırı şekilde rahatsız etti.Dış işçiliğine önem veren yayınevi neden aynı özeni bu konuda göstermemiş,anlayamadım.İkinci kitapta bu hatalar minimaldi ama olmasa daha iyiydi tabi.

Biraz sövdüm biraz gömdüm ama çok sevdim bu seriyi.Mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim!

19 Haziran 2017 Pazartesi

Mimlendim!Elimin Gitmediği Kitaplar?


Sevgili deeptone beni mimlemiş.Mimin konusu elimin gitmediği kitaplar.

Aslında elimin gitmediği çok kitap var ama en az sayıya indirmeye çalışacağım :)


1)The 100 Serisi


Bu seri okumak istediğim serilerden biriydi.Ama sonra birinin ''Abartıldığı kadar yok,kesinlikle almayın.'' yorumunu okudum ve bir anda soğudum.

Kitapçıya her gittiğimde olduğu yerden geçip mutlaka bakıyorum ama almaya elim gitmiyor.

Dizisi de var,biliyorsunuzdur.Diziyi izlemektense kitabını okumayı tercih ediyorum.

Kolay kolay milletin yorumuna kulak asmam kitap konusunda.Çünkü çoğu kişinin sevmeyip benim sevdiğim çok kitap oldu.Nedense bu yorum üzerimde mutlak bir etki bıraktı.


2)Eylül


Kitaplığımda 5-6 yıldır olan bir kitap kendisi.Kaç defa başlayıp yarım bıraktığımı hatırlamıyorum.

Normalde Türk Edebiyatı eserlerinin okunması taraftarıyım.Bu da önemli eserlerden birisi.

Nabizade Nazım'ın Zehra'sını bile okudum ama bunu hala okuyamadım.

Neden ''bile'' diyorum çünkü gerçekten kötü bir kitap.Dönemin şartlarına göre iyi olabilir ama ben beğenmemiştim.


3)Güneyli Vampir Serisi


Bir arkadaşım bana vermişti ''Al oku.'' diyerek.

Zamanında Vampire Diaries'i hatmetmiş biri olarak (5.sezonda bıraktım çünkü bizim entrikalı Türk dizilerinden bir farkı kalmamıştı) nedense vampir kitaplarına karşı büyük bir ön yargım var.Ama melek kitaplarını fazlasıyla seviyorum.

Gene de okuyayım diye düşündüm.150-200 sayfa ilerledim ama yok,her sayfa işkence gibi gelmeye başladı.Sonra tahmin edeceğiniz üzere bıraktım.

Geçen öğrendim 13.kitabı çıkmış.Kardeş nasıl dayanıp okudunuz o kadar kitabı?


4)Ada Serisi


Çok istediğim fakat birinin yorumuna karşı antipati beslemeye başladığım diğer bir seri.

İsmini çok duydum,seveni de çoktu.Kafaya koymuştum alacaktım.

Sonra yorumlarda birinin (gene) abartıldığı kadar iyi olmadığını yazdığını gördüm.

Ama yok,sırf o yorum için alıp okuyacağım.Bu yorumlardan soğuyup almadığım kitapların haddi hesabı yok.


Sizlerin de bu kitaplar konusunda fikrinizi merak ediyorum.Benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.


Mimlediğim bloggerlar aşağıdadır;

*Koremanya

*KaltakOkur

*Mavera

*Diary of Melly

*theiipek

*Mayıs Yağmuru

*Fighting!!!

*renklitirtil

*Kerem Esena

*Kelebek Etkisi

*Bayan Safir Mavi

*Bir Pembe Sever

Not:Kapak tamamen resim amaçlıdır.

12 Haziran 2017 Pazartesi

My Annoying Brother


Uzun zamandır aklımda olan bir filmdi ve bugün nihayet izledim.


Oyuncular

Jo Jung Suk



Park Shin Hye



D.O



Filmin Konusu:Jo Jung Suk dolandırıcılıktan hapise girmiş biridir.Kardeşi D.O ise judo alanında milli bir sporcudur.Maç esnasında D.O aldığı darbe nedeniyle görme yetisini kaybeder.Jo Jung Suk kardeşini bahane ederek şartlı tahliye ile bir yıl hapisten çıkar ve kardeşinin yanına taşınır.İkisi bir arada yaşamak zorundadır.Birbirlerinden nefret etseler bile...


Film hakkındaki yorumlarım;

  • Şimdi ''Eh işte...'' desem filme haksızlık olacak, ''Ya mükemmeldi be!'' desem abartıya kaçacak.
my annoying brother gif ile ilgili görsel sonucu
  • Jo Jung Suk'a ayrı bir parantez açmalı.Hatta ayrı bir post açmalı.Sırf filmdeki oyunculuğu için.İzleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız.
  • Aslında konu güzel,gidişatı da fena değil.Ama ne bileyim...bir şeyler eksikti sanki.Hani bir yemeğe atman gereken dört baharattan üçünü atmışsın,birini unutmuşsun gibi.
  • İlişkilerinin arka plandaki sırrı tam oturtulamadı.Daha güzel bir açıklama yapılabilirdi.
  • D.O'nun görme engelli rolü şahaneydi.Bu çocuğu çok seviyorum ya!
  • Filmde D.O Türk bir sporcuyla karşı karşıya geliyor.İçimden ''Asın bayrakları!'' diye geçmedi değil.
  • Karakterler biraz daha çeşitlendirilebilirdi diye düşünüyorum.Ama bu haliyle de kötü değildi.

Kısaca benim Koresever bebeklerim,film kötü değildi.Müsait bir zamanda izlenebilir.Ama beklentiyi arşa çıkarmamakta fayda var.


Filme beni aşık eden fragman işte budur;


Keyifli seyirler.

10 Haziran 2017 Cumartesi

Kimyager | Stephenie Meyer


Bir Stephenie Meyer romanı.

İsmine aşinasınızdır belki.Film serisiyle büyük yankı uyandıran Alacakaranlık'ın yazarı.

Seriyi okumadım ama filmlerini izlemiştim zamanında :) Bir nesile kitap okumayı sevdiren iki yazardan biri (diğeri Becca Fitzpatrick,tahmin edeceğiniz üzere).

Kitap bir gerilim aksiyon romanı.Birazcık da aşk ile çeşnilendirilmiş.

Baş karakterimiz bir kadın Kimyager.Birtakım nedenlerden dolayı devletin gizli güçlerinden sürekli kaçmaktadır.Bir gün mail kutusunu kontrol ettiğinde kendisine bir görev verilmiş olduğunu görür.Acaba görev kim tarafından verilmiştir ve Kimyager'imiz bu görevi üstlenecek midir?

Konuyu buraya kadar bilseniz kafi.Heyecanının saklı kalması açısından.

Bir acemi romanı okumuyoruz.Yazarın hiçbir kitabını okumadım.Alacakaranlık belki acemilik dönemine denk gelmiştir,tekniklerinde birtakım kusurlar vardır ama bu romanda kusurun k'sine rastlamadım.

Kusur var diyen varsa gitsin pencereden atlasın.Kadın emekli özel ajandan yardım almış be!

Sevmeyenlerin çoğu da Alacakaranlık gibi fantezi kurgu bekleyenler.

Yazar bir tarafa ağırlık verirken diğer taraftan kısmak zorunda kalmış haliyle.Ama göze batan bir durum söz konusu değil.

Kurguda da bir noksan göremedim.Eleştirdiğim birkaç kısım kişisel düşüncelerimden oluşuyor o yüzden,yooo.Bu kitabı kesinlikle almalısınız.

Evet,diğer bütün yorumlara kulağınızı tıkayın ve kitabı mutlaka okuyun!

Kitaba puanım: 4\5

Ruler:Master of the Mask Konusu


Yeni dönem bir MBC dizisiyle karşınızdayım.

Dizinin başrol kadrosu;


Remember,I Miss You ve Operation Proposal dizilerinde yer alan Yoo Seung Hoo,



Gene I Miss You,Who Are You:School 2015 ve Page Turner dizilerinde oynayan Kim So Hyun,



My Lovely Girl ve The Time We Were Not in Love dizilerinde yan rolleri üstlenen İnfinite'den L,



 Queen of The Ring'deki güzel kızımız Yoon So Hee.


Dizinin Konusu:Babası Pyunsoo adlı örgütün sayesinde tahta geçen Veliaht Prens'in (Yoo Seung Hoo) yüzü herkesten saklanmaktadır.Komutanlardan birini idam ettiren Veliaht Prens'ten,idam edilen komutanın kızı Kim So Hyun intikam almaya çalışacaktır.

Dizi 40 bölüm ve her bölüm otuz dakika.MBC dizi sektörüne yeni bir soluk getirmek istediği için midir bilinmez,böyle bir uygulamaya gitmiş.

Kadro güzel ama fazla genç.En azından Kim So Hyun Yoo Seung Hoo yanında fazla genç kalmış.Bu da bana Moonlight Drawn By Clouds fiyaskosunu hatırlatıyor.

Konu pek aham şaham değil ama en azından erkek kılığına girmiş bir kız ve ona aşık olan bir Prens yok (yani umarım olmaz).

Yoon So He'nin oyunculuğunu fazla kasıntı buluyorum.Daha yoğurulması lazım.

Kim So Hyun'un adam akıllı oynayacağı ilk başrol dizisi.Dizi bir şeye benzemese bile en azından oyunculuklar bize bir tatmin duygusu yaşatır diye düşünüyorum.

Tarihi dizilerdeki günümüz tatlı ve pürüzsüz kız makyajı versiyonundan nefret ediyorum,inandırıcılıktan aşırı uzak.

Siz kadro ve konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

G-Dragon | Geri Dönüş


Of be Gd!Gene yaptın yapacağını...8 Haziran'da Untitled 2014 adlı şarkının klibiyle geri dönüşünü gerçekleştirdi büyük sunbae.

Öncelikle klipten bahsetmek istiyorum.Klip olağanüstü!

Özensiz diyenler olmuş.Bence özenden kasıt arka plana birçok detay ekleyip sadece göz zevkine hitap etmek değildir.Şarkının,şarkıcının ve duyguların uyumudur.

Kısaca bebeklerim,sizlere bu konuda katılmıyorum.


Normalde üç beş gün süren klip çekimleri,GD'nin bu klibinde bir saate kadar inmiş.

Bilmeyebilirsiniz belki ama GD'ye bayılırım ben.Gene de objektif bir bakış açısıyla yorumlayacak olursam,tek bir şey beni rahatsız etti klipte.O da Kwon Ji Yong'un kafasını sürekli geriye atıp durmasıydı.Bu hareketinin beğenildiğinin farkında olsa gerek hareketi tekrarlayıp durmuş ama fazla göze batmış.Onun dışında,dediğim gibi mükemmel bir mv.

Şarkıya gelirsek...


Slow bir şarkı olduğu için direkt Türkçe altyazılı izledim.

Sen bu şarkıları kime yazıyorsun be G-Dragon?Kim sana bakmayan bu kalpsiz kadın?Göster öpeyim ben onu.

Tamam,kalbi kırılmış ama kırılınca böyle bir sanat çıkıyor.Biz de bu sanatını seviyoruz.

Bu adam kiminle evlenecek çok merak ediyorum.Adamın kalbi kırıla kırıla sonunda "Evlenmeyeceğim ulan!" demesinden korkuyorum.

Şarkının ikinci dakikasından sonraki on saniyelik kısım en sevdiğim kısım oldu.

Anlamına diyecek söz yok zaten.Ritim de şarkıya cuk oturmuş.

Mini albümün diğer şarkılarını dinlemedim ama en kısa zamanda dinleyeceğim.

Siz şarkıyı ve klibi nasıl buldunuz?

6 Haziran 2017 Salı

Wattpad Hikayeleri #2


2 yıldır Türk halkını ele geçirmiş bir Wattpad furyası var.Wattpad ile nasıl tanıştığımı şu yazımda anlatmıştım.

Wattpad'den çıkıp kitaplaşan birçok ergen kitabı var.Ergen ve bir o kadar da özenti kitaplar bunlar.

Yakın zamanda iki tanesinin filmi çıktı.Kötü Çocuk ve 4N1K.Kötü Çocuğu ne okudum ne de filmine gittim.4N1K'yı okudum,filmine de gittim.Filmin oyuncuları hakkındaki bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.Film hakkındaki yorumlarım içinse buraya tıklayabilirsiniz.

Wattpad içinden sıyrılan belki de tek kitaptı 4N1K.Bir Nolan zekasıyla yazılmadı tabii ama en azından özgündü.Diğer hikayelerdeki "Ayy!Nolur bir mafya çıksın karşıma.Beni kaçırsın.Sonra ben bununla aşk yaşayayım!" klişelerini barındırmıyordu.


Bu büyük Wattpad dünyasının içinde hak ettiği değeri göremeyen birçok hikaye var.Bunlardan birincisi Kehanet.Bir arkadaşın tavsiyesiyle okumaya başlamıştım.Başta klişe gibi görünse de sonradan birtakım olayların çözülmesiyle birden bağlanıveriyorsunuz.Güzel bir genç-fantastik kitap.Sizin de beğeneceğinizi umuyorum.

İkincisi de en sevdiğim yazarlardan birinin (the_Elestirmen) kitabı,Kod:Adı Kızıl Ejder.Okumanızı şiddetle öneriyorum.

Wattpad'e kütüphanemdeki birkaç kitabı okumak için uğramak dışında hiç girmiyorum.Gene üç beş ergen toplaşmış,bad boy'lu mafyalı hikayeler yazmaya devam ediyor.

Aslında çok düşündüm önersem mi önermesem mi diye de,hadi yazayım içimde kalmasın.Çürük Vişne adlı bir hikaye var.Sosyal medyada tesadüfen ismini duydum."Hikaye genel klişeleri barındırıyor gibi dursa da devamı çok iyi.Mutlaka öneririm." yazmış biri.Ergen biri olsa tenezzül etmezdim lafına da sevdiğim biri olunca,"Bakalım neymiş?" diye başladım hikayeye.

Evet,klişe barındıyor ama bazı günümüz gerçeklerini de gün yüzüne çıkarmış yazarımız.Hikaye de daha 10.bölümde olduğum için "Kesinlikle okumalısınız!" gibi bir ibare kullanamıyorum ama şuan ki ilerleyiş fena değil.Gene bazı kaslı bad boy moduna bağlanmış bölümler var ama içine serpiştirilen birkaç sır,hikayenin devamlılığı için büyük bir etken oluşturuyor okurlar için.Ayrıca betimlemeler bir gence göre özenli.Zaman zaman tekrar eden kısımlar olsa da çok önemli değil,ben mazur görüyorum.Ne kadar yaptığım yorumlarda lafımı esirgemesem de :)

Tahmin ediyorum,çoğunuz bu edebi değerden yoksun hikayeler kitaplaştırıldığı için ön yargılısınız.Anlıyorum sizi.Ama bizim bu ön yargılarımız yüzünden,asıl değer görmesi gereken hikayeler,hak ettiği değeri göremiyor.O yüzden uygun bir zamanda önerdiğim hikayelere bakarsanız,sevebileceğinizi düşünüyorum.Takdir sizin :)